Tarih » Doğan BAYBAŞİN, Bilgi Güçtü Paylaştıkça Büyür.
Reklam Alani
Reklam Alani
Reklam Alani
 
 
 
Kadin, Aile ve Çocuk Sağlığı
Konuları Sırala: Yayımlanma Tarinine Göre | Reytinge göre | Okunma Sayısına Göre | Yorum Sayısına Göre | Alfabeye Göre

Michael Jordan'ı tanıyalım

Yazar: rock_benim Tarih 5-04-2014, 14:47, Gösterim: 3532

0 Michael Jordan'ı tanıyalım

Michael Jeffrey Jordan (d. 17 Şubat 1963) emekli ABD'li profesyonel basketbolcu ve aktif işadamıdır. ABD profesyonel basketbol ligi NBA'in resmi sitesine göre, "Oybirliğiyle, Michael Jordan tüm zamanların en büyük basketbolcusudur.Michael Jordan döneminin en efektif pazarlama başarısı olan sporcularından biri olarak, NBA liginin 1980 ve 1990'larda tüm Dünya çapında popüler olmasında önemli rol sahibi oldu.

Kategori: Tarih, Kültür & Magazin

 

Psikanaliz Kuram, Kişilik Kuramı – Sigmund Freud

Yazar: HbY Tarih 22-03-2014, 20:59, Gösterim: 11993

0
Psikanaliz Kuram, Kişilik Kuramı – Sigmund Freud



Psikanaliz kuramları ilk kez 19.yy’da Avusturyalı Nörolog Sigmund Freud tarafından ortaya konmuştur. Bilimsel ve tutarlı düşünceye büyük önem veren Freud, kuramlarını ölümüne dek gözden geçirmiş ve pek çok değişiklik yapmıştır. Freud sonrasında da bu konuyla uğraşan bilim adamları pek çok önemli değişiklik ve eklemeler yapsalar da psikanaliz kuramının ana çerçevesini halen Freud’un düşünceleri oluşturmaktadır.
İnsan davranışlarını ortaya çıkaran nedenlerin neler olduğu tarih boyunca insanların ilgisini çekmiş, birçok araştırmanın yapılmasına yol açmıştır. 20. yüzyıla kadar özellikle ruhsal davranışlar mantıklı bir nedene bağlanamamış, yeterli açıklamaları yapılamamıştı. Ruhsal davranış bozuklukları bu zamana kadar beyindeki yapısal bir bozukluğa, yozlaşmaya (dejenerasyona), sinir zayıflamasına ya da doğaüstü güçlere bağlanma eğilimindeydi.
19. yüzyılın son yılında ve 20. yüzyılın başlarında öne sürülen psikanalitik kuram, normal ve normal dışı davranışları anlamamıza büyük yardımı olan modeller sunmuştur. Bu kurama sonraki yıllarda değişikliklere uğramış, bazı eklemeler yapılmış ve geliştirilmiştir. Sigmund Freud tarafından öne sürülen psikanalitik kuram, bize hem normal, hem de anormal zihinsel süreçlerin işleyişiyle ve bunların somut yansımaları olan davranışlarla ilgili bilgiler verir. Bu kuramın da çıkış noktası olarak aldığı ilk varsayım, daha önce Spinoza tarafından tanımlandığı belirtilen nedensellik varsayımıdır. Ruhsal nedensellik varsayımına göre, hiçbir davranışımız nedensiz, rastgele ya da şansa bağlı değildir. Her davranışımızın altında yatan bir neden vardır. Bu neden her zaman insanın dışında ya da çevresinde değildir, insan davranışlarının nedenleri kimi zaman onun iç dünyasıyla ilgilidir.
Freud’a göre, kişiliğin güdüsü ve kişinin en büyük yoksunluğu sevgidir. İnsan bilinçli davranışlardan çok bilinç dışı güçlerle hareket etmektedir. Çoğu kez kendisi de bu bilinç-dışı davranışlarının kökenine inemez. Ancak, insanın bilinçdışı davranışları derinlemesine analiz edilirse (psikanaliz) altında sevgi arayışı yatmaktadır. İnsanın herhangi bir nedenle tatmin edemediği sevgi (aşk) yoksunluğu onu bunalımlara ve anormal davranışlara itmektedir.

Haz İlkesi:
Organizmanın acı ya da ağrıdan kaçarak haz aramasını gösterir. Haz ilkesi doğuştan vardır. Amacı doyuma ulaşmak ve haz sağlamaktır. Amacının gerçekleşmesini “burada ve şimdi ilkesi”ne göre ister. Engellenmeye dayanamaz. Çocukluk yıllarında etkindir. Büyüme ve olgunlaşmayla etkinliği azalır, fakat tümüyle ortadan kalkmaz ve yaşam boyu sürer.

Gerçeklik İlkesi:
Organizmanın gereksinmelerinin dış gerçeklere göre ertelenmesini ya da doyurulmasını sağlar. Doğuştan yoktur. Benliğin gelişmesiyle etkinlik göstermeye başlar, benliğin gelişmesine ve olgunlaşmasına koşut olarak etkinliği artar. Zamanla, haz ilkesinin etkinliği azalırken, gerçeklik ilkesinin etkinliği artar.

Haz ve Gerçeklik İlkelerinin Etkinlikleri:
Birincil süreç düşünme biçimi: İsteklerin ve gereksinmelerin doyumunu, içgüdüsel boşalmayı amaçlayan mantık öncesi düşünme biçimidir. Haz ilkesiyle birlikte çalışır.
İkincil süreç düşünme biçimi: Benliğin olgunlaşması, toplumsal yaşam ve öğrenme süreciyle birincil süreç düşünme biçiminden ayrışarak gelişen mantıklı düşünme biçimidir. Gerçeklik ilkesiyle birlikte çalışır.

Kategori: Tarih, Eğitim, Edebiyat

 
Kadin, Aile ve Çocuk Sağlığı

Diyarbakır'ın 'Paşa' Eserleri

Yazar: HbY Tarih 5-03-2014, 23:12, Gösterim: 2241

0
Kursunlu Camii Diyarbakir



27 farklı medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır, Eğil'deki peygamber mezar ve kabirleri, İçkale'deki şehit sahabeleri, hünkar mabetleri, cami ve kiliseleriyle eşsiz bir değer. Eski Diyarbakır'da ayakta kalan tarihi eserlerin önemli bir kısmı Osmanlı'nın şehre gönderdiği paşalarının armağanı. Atanan her paşa, nam-ı diğer valinin eserleri ecdadın mührü gibi; Ali Paşa'da, İskender Paşa'da, Melek Ahmet Paşa'da asırlardır dimdik ayakta, gelenleri mütevazı yapılarıyla karşılıyor.

Dicle Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Salih Erpolat, paşaların eserlerinin Osmanlı Devleti'nin ihtişamını gösterdiğini belirtiyor. Erpolat,"Osmanlı döneminin en önemli şehirleri İstanbul, Edirne ve Diyarbakır'dır. Böyle olunca devlet buraya gönderdiği paşaları iyi yetişmiş insanlardan seçiyor, iyi de vakfediyordu. Onların gelirlerinin de yüksek olması böyle yatırımlar yapmalarına vesile oldu. Burası o dönemde ekonomik olarak da çok farklı bir yerdi. Zengin bir coğrafyaydı. Günümüzdeki gibi fakirlikle anılmıyordu. O dönemde İstanbul ve Edirne'den sonra en zengin şehirdi. Burası vergilerden, işletme sayısına kadar çok önemli bir yerdi. Böyle olunca da paşalar askeri hizmetin yanında öbür dünyayı da düşünerek bir eser yaparak diğer tarafa yatırım yapmışlar. Eserler aynı zamanda paşaların da ihtişamını gösteriyor. Şehrin sosyal hayatına önemli katkılar sunmuşlar. Kültürel, ekonomik, sosyal, askeri anlamda şehre ciddi katkıları olmuştur. Okullar açmışlar. Diyarbakır'da sanayi mektebini açmışlar." diyor.

İşte Osmanlı paşalarının Diyarbakır'a yaptığı eserler:

Kategori: Bilgilendirme, Tarih, Genel

 

Diyarbakırın 21 Bilinmeyen Gerçeği

Yazar: HbY Tarih 22-04-2014, 00:55, Gösterim: 3382

1
Diyarbakirin 21 Bilinmeyen Gercegi


Aşağıdaki Listede Yer Alan Bilgiler Tamamiyle Gerçek Bilgilerdir.. Ilk Yerlesimi M.Ö. 3500-4000 Yillarina Dayanan 7 Medeniyet 46 Krallığa Ev Sahipliği Yapan Bu Güzel Şehiri Birde Böyle Tanıyın...

1)Dünyada ilk defa yerleşik düzene Ergani ilçesinde bulunan çay önünde geçilmiştir.

2)Peygamber Efendimizin Miraca çıktığında diyarbakır halkı için dua etmiştir.

3)Hz.Yunus Diyarbakır ve Diyarbakır için dua etmiştir.

4)İslam alemi için Mekke ve Medineden sonra 3.kutsal kent Diyarbakır olarak kabul edilir.

Kategori: Tarih, Kültür & Magazin

 

ASRI SAADETTEKİ DAĞLAR VE MAĞARALAR

Yazar: FoReVeR Tarih 7-04-2014, 01:00, Gösterim: 1382

0 Arafat Tepesi(Dağı)
Mekke’nin doğusunda yirmi km uzaklıkta bulunan yaklaşık yetmiş metre yükseklikte bir tepedir. Arafât Tepesine “Cebeli-Rahme” yani Rahmet Dağı da denir.
Hz. Âdem (a.s.) ile eşi Hz. Havva Cennet’ten çıkarıldıktan sonra yeryüzünde farklı yerlere indirilmiş, bir müddet ayrı yaşadıktan sonra nihayet yeryüzünde ilk kez Arafat Dağı’nda buluşmuşlar ve affedilmeleri için burada haz.Allah’a yakarışta bulunmuşlardır.
Yeryüzünde Müslümanların büyük buluşma yeri olan Arafat, aynı zamanda Hac ibadetinin rükünlerinden biri olan Vakfe’nin yapıldığı yer olmasından dolayı büyük bir önem taşımaktadır.
Arafat, kelime olarak bilme, anlama tanıma manalarına gelir. Allah Resulü’ne Hac nedir diye sorduklarında ‘’Hac Arafattır’’ buyurmuştur.
Hac Arafat’tır, arif olmaktır, marifete ermektir ve yeniden dirilmektir.
Dirilişi, mahşeri, mahkemeyi kübra öncesi bekleyişi, ölmeden önce ölmeyi, hesaba çekilmeden önce muhasebe yapmayı bilmektir.
Arefe günü Arafat’ta bulunmak tövbe kapısında bulunmaktır ve her Müslüman için en büyük nasiplerden biridir.
Arafat’da arefe günü yapılan dua ve ibadetler geri çevrilmez. Müslümanlar burada bütün samimiyeti ile haz.Allah’a yönelir, el açıp yalvarır ve günahlarını hatırlayarak göz yaşları içinde tövbe eder ve yeniden doğmuş gibi günahlarından arınma fırsatını yakalarlar.
Vakfe, duruş bekleyiş demektir. Arafat Vakfesi, kıyamette haz.Allah’ın huzurunda bekleyişin ve duruşmanın bir provasıdır.
Allah Resulü, meşhur Veda Hutbesini de Arafat’ta okumuştur. İnsan Hakları beyannamesi niteliğinde olan Veda Hutbesi ile Müslümanların duruşunu deklere etmiştir.
Sevr Dağı ve Mağarası
Sevr Dağı ve aynı adla anılan Sevr mağarası Hz. Muhammed (s.a.s)’in Mekke’den Medine’ye hicreti sırasında Hz. Ebu Bekir ile birlikte istirahat ettikleri ve üç gün süreyle kaldıkları mağaradır.
Sevr dağı, Mekke’nin güney tarafında ve 5 km. uzaklıktadır
Hz. Peygamber ve Müslümanlar, müşriklerin bitmez tükenmez baskıları üzerine Medine’ye Hicret etmeye karar vermişlerdi.
Allah Resulü ve yol arkadaşı Hz. Ebubekir birlikte istirahat etmek ve Medine’ye ulaşmak üzere Mekke’den Sevr dağına doğru yola çıktılar.

Kategori: Dini Bilgiler, Tarih

 
Kadin, Aile ve Çocuk Sağlığı

Sigmund Freud ve Psikoseksüel Gelişim Dönemleri Psikoanalitik Yaşam

Yazar: HbY Tarih 22-03-2014, 21:14, Gösterim: 2051

0
Sigmund Freud


Sigmund Freud, 6 Mayıs 1856’da şimdi Çek Cumhuriyetinde bulunan Moravia adlı küçük bir kasabada doğmuştur. Tıp Fakültesini bitirdikten sonra nöroloji ihtisası yapmış ve Paris’te bir yıl Jean-Martin Charcot ile çalışmıştır. Fransa’daki eğitiminden sonra Viyana’ya dönmüş ve histerik hastalar ile klinik çalışmasına başlamıştır. 1887 ile 1897 yılları arasında bu hastalar ile çalışması, psikoanalizi geliştirmesini sağlamıştır. Sigmund Freud 23 Eylül 1939 da öldü.

Freud’un en önemli kuramlarından biri olan Psikoseksüel gelişim dönemleri şöyledir, Oral dönem, Anal dönem, Fallik dönem ve latent dönem. Sizlere ilk olarak Oral dönemi kısaca anlatmaya çalışacağım.

Oral Dönem (Ağız dönemi)

Bebeğin ihtiyaçlarının, algılarının ve anlatım şeklinin birincil olarak ağız, dudaklar, dil ve ağız bölgesiyle ilgili diğer organlarla gerçekleştiği ve yoğunlaşmanın bu bölgede artış gösterdiği en erken gelişim dönemidir. Ağız bölgesi ruhsal düzendeki egemen rolünü ortalama olarak yaşamın ilk 18 ayında üstlenir. Susuzluk, açlık, mama ve haz verici dokunma uyaranları, yutma ile ilgili hisler ve doyurulma ağız bölgesi hisleridir.

Kategori: Tarih, Edebiyat

 

Ali Gaffar Okkan Suikasti Belgeseli

Yazar: HbY Tarih 14-03-2014, 09:08, Gösterim: 2604

0 Diyarbakır Emniyet Müdürü A. Gaffar Okkan, 24 Ocak 2001 günü Emniyet Müdürlüğü binasından ayrıldıktan hemen sonra Şehitlik Semti Sezai Karakoç Bulvarı'nda makam aracının içinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Saldırıda Okkan'ın yanı sıra Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un yeğeni Atilla Durmuş, Mehmet Sepetçi, Mehmet Kamalı, Sabri Kün ve Selahattin Baysoy adındaki beş polis memuru da yaşamını yitirdi.

Kategori: Bilgilendirme, Tarih, Genel, Siyaset Arenasi